“Permakültür Kişiden Başlar” – Mustafa F. Bakır’la Sohbet

İnsanları, hayvanları ve doğal hayatı eş zamanlı destekleyen, sağlıklı ve bereketli yaşam alanları yaratan, çözümler üreten bir tasarım sistemi olan Permakültür’den geçtiğimiz aylarda bahsetmiştim. Bu ay sizi permakültürü bir yaşam felsefesi olarak benimsemiş ve hem yurtiçi hem de yutdışında çeşitli permakültür projelerinde danışmanlık yapan Mustafa Bakır ile tanıştırıyorum. Bakır bizlere, kendi öyküsünü, permakültürle ilgili Türkiye’de yapılan çalışmaları ve eğitimleri anlattı. Yaşamını artık Marmariç‘te sürdüren Bakır, Avustralya Permakültür Araştırma Enstitüsü işbirliğiyle Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü’nün Marmariç’te kurulması konusunda da çalışmakta.

Bu söyleşiden kısa olarak İnfomag Nisan sayısında köşemde bahsetmiştim.  Bu hali ilk defa alternatifkarma‘ya özel. Mustafa Bakır’ın permakültür gibi bir konuyu yaşamına tamamen entegre edip, bu yola gönlünü koyarak destek verdiği projelerin her birimize örnek olmasını diliyorum. Keyifli okumalar!

*Permakültür ile ne zaman tanıştınız ve tam olarak hayatınıza sokma kararını nasıl aldınız? Bu noktada sizi en çok etkileyen ne oldu?

Permakültür’le 1994 yılında bir duyuru panosunda “Permakültür” başlıklı bir yazıyı okuduğumda tanıştım. Tam ne yazdığını hatırlamıyorum ama bir hayli etkilenmiştim. O sıralar mimarlık eğitimim sürmekteydi. İnternet daha yeni yeni yaygınlaşıyordu ve ilk fırsatta permakültürle ilgili taramalar yapıp daha fazla öğrenmeye çalıştığımı da hatırlıyorum. İlk permakültür kitabımı (Permaculture: A Designers’ Manual) 1998 yılında aldım. O yıllara dönüp baktığımda, permakültürün bünyeye yavaş yavaş, damla damla işlemiş olduğunu görüyorum. Mesleki ve eğitim hayatımı derinden etkileyen ve dönüştüren bir etki oldu bu elbette. Mimarlık bölümünden mezun olduğumda peyzaj mimarlığı üzerine yüksek lisans yapmaya karar vermemi permakültüre borçluyum örnek vermek gerekirse.

Bir eşik ya da dönüm noktası tanımlamak gerekirse, bu, hocalarım Bill Mollison ve Geoff Lawton’la tanıştığım, 2007 baharında Tazmanya’da, Bill Mollison’ın çiftliğinde katıldığım PPC – Permaculture Practical Certificate – Permakültür Uygulama Sertifikası kursudur. Bu kursta ve ondan sonra her görüştüğümde olabildiğince sade bir dille, şüpheye yer bırakmayan açık istatistiklerle akıl ve vicdan sahibi olduğu iddiasında olan türümüzün tam da bu konularda feci şekilde sınıfta kaldığını vurguladılar. Daha da önemlisi, bunu fark ettikten sonra bu noktaya takılıp kalmak, kendini çaresiz ve zayıf hissetmek ya da insanlara, tüm canlılara ve dünyaya zarar verdiğini gördüğümüz insanları, oluşumları ve kurumları sadece protesto ederek ve “tüketici” olduğumuz için kaçınılmaz bir şekilde onlara bağımlılığımızı ve dolayısıyla desteğimizi sürdürerek zaman ve enerji harcamaktansa, desteklemek isteyeceğimiz, ahlaklı, yani gerçekten akıl ve vicdan sahibi ve sürdürülebilir oluşumlara ve girişimlere katılmak ya da bunların olmadığı yerlerde akıl ve vicdan sahibi diğer insanlarla dayanışıp yerel kültüre ve koşullara uygun benzerlerini kurarak veya başlatarak ve bunlar arasında alışverişi sağlayarak adım adım bu “zararlılar”dan desteğimizi çekmek kadar sade ve etkin bir yol göstermeleridir.

Başka bir deyişle de yaptıkları, şu anın “durum resmi”ni kendinizi daha fazla kandıramayacağınız şekilde çizip önünüze koyarak bu resmin neresinde yer almak istediğiniz sorusuyla sizi baş başa bırakmak – ki bu kısım permakültür eğitimlerinin süre olarak %10’unu geçmiyor – ve “tüketici” değil de “üretici” olmayı seçmeniz durumunda görünür ve görünmez, sürdürülebilir, enerji verimli yapıların nasıl tasarlanıp, kurulup, yönetilebileceğine ve işletilebileceğine bir giriş yapmak – bu kısım da permakültür eğitimlerinin büyük bir bölümünü, süre olarak %90’ından fazlasını oluşturuyor. Permakültürün yeni bir şey söylemediğini, halihazırda tüm insanlığın bolluk, barış ve dayanışma içerisinde yaşamasına yetecek bilgi ve birikime sahip olduğumuzu hatırlatıyorlar ve bu bilgi ve birikimin bütünsel, ekosistemik bir tasarım bilimi çatısı altında nasıl birleştirilip etkileşimli bir çeşitlilik oluşturulabileceğini açıklıyorlar. Permakültürü çok önemli ve paha biçilmez derecede değerli kılan asıl nokta bu. En etkileyici tarafı da bu.

O noktadan itibaren her şey beklemediğim kadar hızlandı. 2008 başında Melbourne Üniversitesinde yine Bill Dede ve Geoff Hoca’nın birlikte verdikleri PDC (Permaculture Design Certificate – Permakültür Tasarım Sertifikası) kursuna katıldım. 2009 başında da bilgi ve deneyim olarak daha da derinleşebilmek için Avustralya Permakültür Araştırma Enstitüsü’nde, Geoff Hoca’nın yanında staj yapmak üzere bir kere daha Avustralya’ya gittim. Stajım sırasında Geoff Hoca’yla birçok permakültür projesi üzerinde çalışma fırsatım ve verdiği PAWT (Permaculture Aid Worker Training – Permakültür Projesi Çalışanı Eğitimi) ve PDCTT (PDC Teacher Training – PDC eğitmen eğitimi) kurslarına da katılma şansım oldu.

*Permakültürün hayatınıza tamamen girmesiyle birlikte yaşamınızda neler değişti?

Tahmin edebileceğimden çok daha meşgul bir insan oldum… Artık Marmariç’te yaşıyor ve tamamen permakültür üzerine çalışıyorum. Avustralya Permakültür Araştırma Enstitüsü işbirliğiyle Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü’nü de Marmariç’te kurmaktayız. Web sitemiz yayına girdi. Açılışımız ve ilk kursumuz Mayıs sonunda olacak. Okuyucularınız ayrıntıları sitemizden takip edebilirler.

Profesyonel olarak yurt içinde 3, yurt dışında bir projeye permakültür danışmanlığı yapmaktayım.

Avustralya’ya son ziyaretimde Bill Dede’yle “Permaculture: A Designers’ Manual”ın dilimize çevirisi ve yayını için bir sözleşme imzalamıştık. Bu proje üzerinde de çalışmalarımız yoğun bir şekilde sürüyor. 2011 yılı başında yayınlamayı umuyoruz.

*Marmariç projesini genel hatlarıyla anlatır mısınız? Şu an projenin mevcut durumu nedir? Hedefler neler?

Marmariç, kent kökenli bir grup arkadaş olarak 2003 yılında başladığımız kırsalda ekolojik bir yerleşim kurma girişimidir. Bu süreçte İzmir’in Bayındır ilçesine bağlı bir köyün terk edilmiş mahallesindeki kullanılmayan ilkokul binası ve öğretmen lojmanını kiraladık, zeytinlikler ve meyve bahçeleri işlemeye başladık, ancak geçtiğimiz yıla dek, aramızdan bir kişi hariç, tam zamanlı yerleşmemiz mümkün olmadı. Ben ve bir arkadaşımın daha permakültür konusunda eğitimler almaya başlamamızla, Marmariç projesinde de kapsamlı ve hızlı değişiklikler yaşandı. Marmariç’teki hedeflerimizi, faaliyetlerimizi ve imkanlarımızı dikkate aldığımızda, buranın bir permakültür eğitim, araştırma ve uygulama merkezine dönüşmesinin ne kadar isabetli olacağını fark ettik. Hatta bu amaçla bir uygulama ve model geliştirme projesi tasarlayarak UNDP Küresel Çevre Fonu, Küçük Destek Programı’na sunduk ve  projemiz kabul edildi. Geçtiğimiz Kasım ayından itibaren bu permakültür odaklı projenin uygulamasını sürdürmekteyiz. Hem genel olarak Marmariç hem de söz konusu proje hakkında kapsamlı bilgiye sitemizden ulaşılabilir.

*Permakültüre ilgisi olan ama daha yakından, profesyonelce ilgilenmek isteyenlere tavsiyeleriniz neler?

Profesyonelce ilgilenmek istesin istemesin, permakültür kavramıyla karşılaşmış ve içeriğini öğrenmek isteyenler için söyleyebileceğimiz iki şey var: Konuyla ilgili bir kursa katılmaları ve bulundukları yerde hemen uygulamaya başlamaları. Permakültür tasarımını uygulamak için kentten kırsala göç etmek veya toprak sahibi olmak bir zorunluluk değildir. Zira permakültür bir tasarım bilimidir, etik temelli bir sistem tasarımı yaklaşımıdır, dolayısıyla sadece tarımla, mimarlıkla, yenilenebilir enerjiyle, hayvancılıkla, ormancılıkla, dernekler ve vakıflarla, alternatif ekonomilerle ya da su ürünleriyle ilgili değildir. Asıl insanla ve insanın insanlarla, tüm canlılarla ve çevresiyle olan ilişkileriyle ve dolayısıyla da bunların hepsiyle ve daha fazlasıyla ilgilidir. İnsanın yaşadığı her yerde, ihtiyaçlarını karşılarken diğer insanlara, canlılara ve çevresine zarar değil yarar sağlayacak şekilde hayatını tasarlaması için yol gösterici bir çerçevedir. Buradan permakültürün dünyamızın temel sorunlarını çözme iddiasıyla hazırlanmış bir “büyük reçete” olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Permakültür kişiden başlar. Komşuların, mahalle sakinlerinin veya dünyanın herhangi bir yerinde bu ilkeleri paylaşan toplulukların dayanışması ve serbest ilişkileriyle yayılır ve çoğalır. Bir “üst tasarım” ya da “toplum mühendisliği” değil kendiliğinden gelişen ve dönüşen, zihni, ilişkileri (örüntüleri) okumak, doğru soruları sormak, gözlem yapmak, sonuç çıkarmak ve bunları mevcut sorunların aşılması için tasarım yapabilmek üzere eğiten bir kültürdür. Daimi kültürdür.

Özellikle profesyonel olarak ilgileneceklerin ilk fırsatta bir PDC kursuna katılmalarını tavsiye ederim. Bunun bir “dönüm noktası” ya da “eşik deneyim” olduğunu vurgulamalıyım, ayrıca PDC, yani Permakültür Tasarım Sertifikası, profesyonel olarak permakültür tasarımı veya danışmanlığı yapmak ve PDC kursu verebilmek için ön koşuldur.

PDC kursu toplam 72 saatlik bir eğitimden oluşur, iki hafta sürer. Günde altı saatlik yoğun bir kurstur ve eğer eğitmen işini iyi yapıyorsa ve siz de biraz olsun alışık olduğunuz düşünme kalıplarını gevşetebilirseniz kurs bittiğinde çok iyi tanıdığınızı düşündüğünüz dünyayı ve hayatı bambaşka gözlerle görüp değerlendireceğiniz garantidir.

PDC kursunu takiben bir permakültür enstitüsünde stajı da şiddetle tavsiye ederim.

Biz ilk PDC kursumuzu, Türkçe PDC kursunu 2011 yılının başında bir zamanda vereceğiz. PDC kursu müfredatını da oluşturan “Permakültür: Bir Tasarım Kılavuzu”nun Türkçe yayınlanmasını takiben olması açısından da bu önemli. Ders kitabını kurs ücretine dahil olarak bütün katılımcılara verebilmeyi umuyoruz. O tarihten önce Geoff Hoca’nın bir PDC kursu vermek için gelme ihtimali de var. Yazışıyoruz. Gelişmeleri sitemizden takip edebilirsiniz.

Bu yaz sezonu boyunca TPAE (Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü) olarak Marmariç’te ayda bir, toplam beş ‘Permakültüre Giriş’ kursu vereceğiz. Bu günde 6 saatten toplam 12 saatlik bir hafta sonu kursudur. Stajyer kabulümüz de Mayıs’ta başlayacak ve şimdilik ön koşulumuz bizden veya başka herhangi bir eğitmen ya da enstitüden en azından permakültüre giriş niteliğinde bir kurs almış olmak. PDC kursu vermeye başladığımızda da ön koşul PDC – Permakültür Tasarım Sertifikası olacak.

Permakültüre Giriş ve PDC kurslarına katılım için ise herhangi bir ön koşul yoktur. Bütün mesleki geçmişlere ve eğitim düzeylerine hitap eder. Dünyanın ağır koşulların hakim olduğu birçok bölgesinde PDC kursları okuma yazması dahi olmayan katılımcılara verilmektedir.

*Türkiye’de permakültür konusunda bilinç anlamında ne durumdayız? Bu konuda insanları bilgilendirmek, bilinçlendirmek adına yaptığınız çalışmalar var mı?

Son bir yıl içinde ilgi fark edilir bir şekilde arttı. Bu durumu büyük ölçüde arkadaşımız Filiz Telek’in ve Sürdürülebilir Yaşam Kollektifi’nin çabalarına borçluyuz. Sürdürülebilir Yaşam Film Festivalleri önemli bir katkı sağladı. Türkiye permakültür camiası yine Filiz’in başlattığı permakültür-türkiye yahoogrubu ve Facebook’taki Türkiye Permakültür Ağı üzerinden iletişiyor, paylaşıyor. 2009 yılında gerçekleştirilen çalıştaylar ve kurslar da permakültürün duyulmasında ve insanların konuyla ilgili deneyim kazanmalarında bir hayli etkili oldu.

İnsanları permakültürle ilgili bilgilendirmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. TPAE’yi kurmaktaki amacımız da bu. Şu anda Bill Mollison’ın iki kitabı dilimizde yayına hazırlanıyor. Biri bizim çevirisini halen yürüttüğümüz ‘Permakültür: Bir Tasarım Kılavuzu’ diğeri de Sinek Sekiz’in yayınlamak üzere olduğu ‘Permakültüre Giriş’. Sinek Sekiz’deki arkadaşlarla dayanışma içerisinde çalışıyoruz ve kitap çıktığında, yine kurs ücretine dahil olmak üzere Permakültüre Giriş kurslarımızda katılımcılarımıza birer adet dağıtmayı umuyoruz.

2010 yılı için kurs ve çalıştay programı geçen yıla göre daha da zenginleşmiş durumda. Arkadaşımız Deniz Dinçel’in çabalarıyla 12 Haziran’da, dünyanın önde gelen permakültür tasarımcılarından ve eğitmenlerinden olan Max Lindegger bir haftalık bir permakültür kursu vermek üzere Türkiye’ye geliyor. Kurs bizim de desteğimizle Marmariç ekibinden Mete Hacaloğlu’nun CanSu Organik Süt Sığırcılı Çiftliği’nde ve uygulamalı bölümleri de TPAE’de yapılacak. Fransa Halk Permakültür Üniversitesi’nin kurucularından Steve Read bu sezon da, biri Yunus Emre Permakültür ve Yoga Çiftliği’nde, diğeri de Dumalıdağ Dutlar Ekoköyü’nde olmak üzere iki PDC kursu verecek. Ağustosta da Türkiye’nin ilk permakültürcülerinden Emet Değirmenci’nin vereceği oldukça zengin içerikli bir kurs da var. Her geçen gün ilgilenenler de sunulan seçenekler de çoğalıyor. Bu da olması gereken bir şey çünkü permakültür insanlar tarafından benimsendiği, aktarıldığı ve insanlar arasında dayanışmaya vesile olduğu ölçüde fayda sağlayabilir.

İLGİLİ LİNKLER

5 Responses to ““Permakültür Kişiden Başlar” – Mustafa F. Bakır’la Sohbet”

  1. kamelya dedi ki:

    Mustafa Bey,yaptıklarınız yeni bir yaşam biçimi arayanlar için heyecan verici.Başarılar dilerim.
    Enerjimizi,bağımlı olduklarımızı protesto etmeye harcamak yerine ”zararlılardan” desteği çekmek ve desteklediklerimize yöneltmek fikrine canıgönülden katılıyorum.
    bu konuda çalışan herkese teşekkür ediyorum.
    sevgiler

  2. mustafa dedi ki:

    Kamelya hn,

    Eksik olmayın. Bu çabaların etkinliği ancak dayanışmayla artıyor.

  3. Gülhan dedi ki:

    Mustafa Bey,

    Yapmakta olduğunuz projeye saygı duyuyor ve bireysel olarak yapabileceğimiz birşeyler varsa elimizden gelenin en iyisini yapmak isteriz.

  4. Aynur İmre dedi ki:

    Mustafa bey harikasınız.Bir süredir çalıştığım okullarda çevre projeleri üretme ve öğrencilerimi sürdürülebilir çevre bilinci kazandırma çalışmaları yapmaktayım.Daha yakın bir zamandır da permekültür ile ilgileniyorum ve bununla ilgili bir okul projesi hazırlığı içindeydim.Yeni bir görev değişikliği yaptım ve şimdi bu çalışmalarıma hem maddi hemde mecra desteği verebilecek bir kurumda çalışmaya başladım.Okulumuz bu yıl kuruluyor ve ben eğitim sistemimiz içerisine bu çalışmaları almak istiyorum. Bu konuda destek verebileceğinizi düşündüğüm için yazıyorum.İlgilenirseniz çevre duyarlı bir nesil oluşturma hedefimize büyük bir katkı sağlamış olcaksınız.Sevgiler..
    TEL:0 532 687 1040

  5. Aynur İmre dedi ki:

    Merhaba,

    20-21 ağustosta Marmariç te perma kültüre giriş kursuna okulumdan fen bilgisi öğretmenim Yener Güler ve kızım Pınar Birinci ile birlikte katıldım.Marmariçe gelirken evet iyi olacak şeklinde beklentilerim vardı.Ancak dönerken aldığımız eğitimin beklentilerimizin çok üstünde olması ve farklı bir düşünce yapısı ile dönüyor olmanın mutluluğunu yaşadık.
    Eğitimi veren Hira beye,katkı veren Mustfa beye ve eğitim katılımcılarına,iki gün boyunca çok nefis ve doğal beslenmemizi sağlayan (buğday tatlısı çok güzeldi hemen denedim.Oradaki kadar lezzetli olmasada fenea değildi.)arkadaşımıza çok teşekkür ediyorum.
    Aynur İmre
    FEN BİLİMLERİ OKULLARI

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*