Geoff Hoca’ya 5 Soru

Röportaj: Senem Tüfekçioğlu, PDC İstanbul 2010, Aralık, 2010

Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü’nün 21 Kasım – 4 Aralık 2010 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlediği Permakültür Tasarım Sertifikası (PDC) kursunda Geoff Hoca’yla kısa bir söyleşi yaptık.

PDC kursunda sınıfta şöyle bir cümle kullandınız. “Gerçek bir yemek tarifi kitabında, yemeğin yapılacağı yer ve mevsimi yazmalıdır.” Bize nedenini anlatabilir misiniz?

Bunun nedeni, taze ve yerel gıda tüketmeye ihtiyacımızın olması. Gıdanın hasat edildiği yerle tüketildiği yer arasındaki mesafe asgari olmalı. Çünkü yerel gıda, bir enerji birlikteliğine sahip ve yadsınamaz ölçüde zengin. Yerel gıda en taze gıdadır. Eğer yemek tariflerine böyle bir kıstas getirirsek, mevsiminde yetiştirilmiş gerçekten taze gıda ile tüm sene boyunca her mevsim yetişebilen çok yıllık bitkilerden aldığımız gıdayı kullanarak yeni bir gıda sektörü yaratmış oluruz. Böylelikle, gıdayla mekân ve insanlar arasında bir bağlantı tanımlayabiliriz. İşte, sağlıklı insanlar ve sağlıklı bir gezegen için ihtiyacımız olan şey budur.

Türkiye’nin her bir yanına şehir çiftlikleri kurduğumuzda sizce ne değişir?

Bence, insanlar daha mutlu olur. Daha sağlıklı olurlar. İnsanların, sürdürülebilir bir toplum yaratmak için yapmamız gerekenler hakkındaki düşünüş tarzları değişir. Böylece hepimiz birer kişisel kimlik kazanırız. İhtiyacımız olan şey bu. Bize, “Bu halkın kültürü; bu toprağın halkı” dedirtecek bir kimliğe ihtiyacımız var.

Endüstriyel organik tarım hakkında ne düşünüyorsunuz? Organik tarım permakültürle iç içe yapılabilir mi?

Permakültür, organik tarımı tamamen kapsar, organik tarım içerir. Organik tarım, permakültürün bir parçasıdır. Ama burada sadece, ekosistem benzeri bir işleyişe sahip olan, ekosistemsel işlevi olan veya bu işlevleri yaratan bir organik tarımdan bahsediyorum. Çevreye zarar veren, insanlara zarar veren, toprağa miktar ve kalite bakımından zarar veren endüstriyel organik tarımın permakültürde yeri yoktur. İnsanların bulunduğu çevreyi ve doğayı zenginleştiren organik tarım permakültürdür ve esas organik tarım budur. Bunun dışında hiçbir şey gerçek bir organik tarım olarak tanımlanamaz.

Yine PDC kursunda, şu anda kullanmakta olduğumuz toprağın sadece yüzde ikisinde üretim yaparak tüm dünyanın gıda ihtiyacını karşılayabiliriz dediniz. Bunu nasıl başarabiliriz?

Bunu yapabilmemizin sadece tek bir yolu var. Bahsi geçen yüzde iki, kentsel alan ile kentsel alan sınırının toplam yüzölçümünün yüzde ikisi. Burada, şehrin çatılarına yerleştirilen sistemlerle toplanan yağmur suyuyla ve içerisinde atık sular, atık organik maddeler ve kompost haline getirilebilen malzemelerin yer aldığı şehrin atık menziliyle koordineli çalışan bir kentsel tarımdan, kent sınırında yapılan tarımdan bahsediyoruz. Isı tutan sağlam malzemelerle inşa edilmiş binaların termal kütlelerinden edineceğimiz ısı kazancımızı şehre faydası dokunan bir tasarımda kullanmaktan bahsediyoruz. Şehir içerisinde oluşan mikroklimaları ve binaların rüzgâr bariyeri işlevlerini de kullanarak çok çeşitli ve çok taze gıda yetiştirmekten bahsediyoruz. Bunu yaparken bir yandan da şehre yakın oturan yerel halka iş olanakları sunmaktan bahsediyoruz. Böylelikle ulaşım masrafı diye bir şey kalmıyor ve gıda bir kazanç haline geliyor. Besin değeri yüksek, taze, tamamen yerel ve mümkün olduğunca çeşitlendirilmiş gıda. Bu gezegen üzerinde yetiştirilen tüm gıdalar arasında metre karede en verimli olanı da bu, çünkü üretim için kullanılan alan ne kadar küçükse, metrekarede yapılan üretim o kadar yüksektir. Ve bir metrekare alanın en pahalı olduğu yer şehirlerdir.

Çevrelerini daha sürdürülebilir yapmak isteyen şehirlilere neler önerirsiniz?

Öncelikle, bahçeyle ilgili bir şeyler yapmaya başlayın. Mesela küçük bir bahçe edinin ya da kiralayın. Ve aklınızda hep şu olsun: bahçem için çalıştığım her gün, bahçemden aldığım ürün için verdiğim emek ve enerjiyi, toprağımın giderek daha verimli olması için kullanacağım. Bunu bir süreç, bir terapi ve bir ders olarak öğrenirseniz, bahçeniz sizin öğretmeniniz olur. Ve bunu sürdürülebilir bir öğrenim şekline, zevkli bir yolculuğa dönüştürebilirsiniz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*