Fıstıklar ve Zeytinliklerde Solucan Gübresi Uygulaması Örneği

*Öğrencilerimizden Alpay Can’dan solucan gübresi uygulamalarına dair bir deneyim paylaşımı

Toprak-gıda-doğa-insan ilişkisinde bilinçlenme serüvenimiz, aslında okyanus ötesinde 2009 yılında ikizlerimizin dünyaya gelmesiyle başladı desek yanlış olmaz. İster istemez tüketim alışkanlıklarımızı ve tercihlerimizi de değiştirdi bu bilinçlenme. “Temiz ve ‘en az’ müdahale edilmiş gıdaya nasıl ulaşırız?”, “Organik nedir?”, “On adımda GDO” ve “Çim yetiştirme gıda yetiştir” gibi hareketler ile gelişerek, 2014 yılında bir vesile ile Geoff Hocamızın “Permakültür” kavramını açıklayan bir videosuyla karşılamamız bir tasarımcı olmayla tavan yaptı.  Hızlı bir şekilde permakültür ile yoğrulduktan sonra diğer permakültüristlerde olduğu gibi hayata artık sıradan gözlerle bakamaz olduk.  Her çarpıklık, her yanlışlık, toprağı yok etmeye yönelik her hareket gözümüze batmaya başladı.  Hatta bu göze batışlar zamanın Avrupa Park ve Bahçeler Müdürü’nün karşısına çıkıp “Yol kenarlarındaki süs bitkileri için suyu niye hunharca harcıyorsunuz, neden su hasadı yapmıyorsunuz?” mukabilinde cesaret örnekliklerine bile sebep olmuştu.

Biraz daha ileriye saracak olursak filmi, 2016 başında Dr. Ingham’ın sunumunu yaptığı uzunca bir internet seminerinde aslında toprağı ve buna bağlı olarak tüm canlılığı iyileştirmenin ve bakımını yapmanın yolunun toprakta yaşayan, gözle görülmeyen hayat döngüsüne ve buradaki “alışverişe” bağlı olduğunu hayretler içinde bir kez daha öğrendim.  Öğrenecek ne çok şey var! Daha sonra “Bu tarz iyileştirme çalışmaları yapanlar var mı, varsa nedir yolu yordamı?” diyerek başladığımız araştırmamızda, akrabalar ve eş dost aracılığı ile “vermikompost” nam-ı diğer “solucan gübresi” ile buluşup tanıştık.  Bir Fransız atasözü kulaklarımızda çınlar o andan beri; “Toprağı en iyi bilen onun yaratıcısıdır, bu sırrı da yalnızca solucana vermiştir.

Fakat gördüğüm kadarıyla ve edindiğim bilgiler ışığında bu işin içinde bulunanlar, çoğunluğunun bilimsel bir temele dayandırmadığını ya da bizim hissettiğimiz tarzda toprağı iyileştirme veya ıslah etme çabası içinde değillerdi.

Neredeyse güneyden kuzeye, doğudan batıya her iklim koşulunda ve her bitki örtüsü içinde denemeler yapma şansımız oldu. Çaydan fındığa, sebzeden meyveye…  Bu denemelerimizi de hızlı etki ve iyileşme görmek için Dr. Ingham’ın da sürekli üzerinde durduğu “zenginleştirilmiş kompost çayı” ile kuru gübreyi birleştirerek yaptık. Kuru gübrenin olağanüstülüğü bir kenara, kompost çayı içindeki canlı organizmaların çokluğu, mantar ve buna bağlı toprakta ihtiyaç olacak ıslahı ve korumayı sağlayıcı diğer faktörleri ile ayrı bir mucize. İster direkt köke, ister bitki ve ağacın gövde, dal, yaprak, çiçek veya meyvelerine spreyleme yöntemi ile uygulayabiliyorsunuz. Bu şekilde kalkan görevi görerek belli miktarda bitkiye ve ağaca koruma sağlıyor.

Bu şekilde yaptığımız çay ve kuru gübre uygulamalarından sonuçları itibari ile olumlu dönüşler aldığımız için sizlerle paylaşmak isterim. Birincisi Gaziantep’te yaptığımız yeni dikilen fıstık fidanları… Uygulamayı direkt köke olacak şekilde yaptık ve bu fidanların haricinde uygulama yapılmayan diğer tüm ağaç ve fidelerde yaprak sararması ve hastalık gibi görünen bir durumun oluştuğunu gördük.  İlgili uygulamaya ait videolara bu linklerden ulaşabilirsiniz.

https://youtu.be/G2wp9TUxjO8

Buradan da yetişkin fıstık ağaçlarında kuru gübre uygulamasını görebilirsiniz:

https://youtu.be/_70ukxNzWp4

Gaziantep – Oğuzeli/Arslanlı köyünden Kemal Erdoğan ile fıstıkları ve yaşadıkları durum ile ilgili görüşme şansımız oldu.

Alpay: Kemal Bey, merhaba! Ne kadar zamandır bu köyde yaşıyorsunuz ve genel olarak geçiminizi fıstıktan mı karşılıyorsunuz?

Kemal E: Merhaba Alpay Bey, ben kendimi bildim bileli bu köydeyiz, büyük büyük dedelerim de burada imiş. Bizim gelirlerimizin bir kısmını fıstık bir kısmını da ekin oluştururdu ama son 5 – 10 senedir iklim koşulları çok sert geçiyor ve yağış oranı gittikçe azaldı. Bundan dolayı kimse ekin ekmiyor artık. Verimli tarlara bile fıstık ekiyoruz.

Alpay: Peki normalde fıstık nerelerde ekiliyordu?

Kemal E: Tepelere doğru, daha verimsiz ve kurak arazileri fıstık için kullanıyorduk. Ama şimdi en verimli tarlalara kadar indik.

Alpay: Kemal Bey, gördüğümüz kadarıyla epey bir fıstık ağacınız var. Tahmini sayıyı biliyor musunuz?

Kemal E: Yetişkin 500, fidan olarak da 1200 adet.

Alpay: Evet, ne kadar bir araziyi fıstıklığa çevirdiğiniz fidan sayısından belli oluyor. Pekiyi, buğday ve diğer ihtiyaçlarınızı nasıl karşılıyorsunuz, diğer sebzeleri ekmiyor musunuz?

Kemal: Yok varsa da çok azdır, dışarıdan geliyor.

Alpay: Kemal Bey, beraber solucan kompostu çayı uygulaması yaptık bir kısım fidelerinize ve yaklaşık bir iki aylık bir süreç de gözlemleme şansınız oldu. Nasıl bir fark gördünüz bu süreçte?

Kemal E: Bizim burada ismini bilemediğim yaprakların sararması ve hastalıklı gibi görünmesi durumu oluyor. Bu sıvıdan verdiğiniz hariç diğer tüm fidanlarda bu rahatsızlıklar oluştu.

Alpay: Kemal Bey, çok teşekkür ederim verdiğiniz bilgiler için. Umarım en kısa sürede diğer fidanlar içinde tekrar bir araya gelip ilaç ve kimyasallar kullanmadan oluşabilecek sıkıntıları ortadan kaldırabiliriz.

İkincisi uygulama ise Manisa Turgutlu ilçesinde onlarca yıllık zeytin ağaçlarının yavaş yavaş kuruyarak öldüklerini, hiçbir ziraat mühendisinin veya ilgili kişinin çözüm bulamadığını, ağaç sahiplerinin de bu durumu “bir çeşit kanser” diyerek sineye çektikleri haberini bir dostumuzun aracılığı ile öğrenmemizle oldu.  Uygulama yapılmak üzere canlı canlı, taze taze demlediğimiz kompost çaylarımızı bölgede bulunan bir fideci tanıdığımıza ilettik. Tek bir uygulama, evet, özellikle söylüyorum tek bir uygulama ve yaklaşık bir aylık bir gözlem sonucunda uygulama yapılan zeytin ağaçlarında kurumanın durduğu ve yeni sürgünler vermeye başladığı haberini aldık. Geçen hafta da aynı bölgede farklı alanlardaki ağaçlar için üç bidon daha çay hazırlayıp gönderdik. İyileştirme ve ıslah hareketinde bizlerin de bir görev sahibi olabildiği için sevinçliyiz.  Zeytin ağaçları ölmeyecek, “her ne kadar zeytin ağaçlarının bir sanayi kuruluşu kadar değeri olmasa da”.

Kompost çayı yapım videosu :

https://youtu.be/o5g5ih5zQrk

Yine benzer bir çalışmayı Trabzon’un Of İlçesi’nin Balaban Köyü’nde gerçekleştirdik. Burada, Yeniköy Deresi anında balık restoranı olan Dursun Saim Bey ile tanıştık. Kendisinin restoranın hemen yanı başında, 350 m2 büyüklüğünde bir çay bahçesi vardı. Kısa bir görüşme yaptığımızda Dursun Bey’in de bölgedeki diğer çay üreticileri gibi çuvallarla aldıkları “şeker gübresi” diye tabir ettikleri sentetik N-P-K gübresinden kullandığını öğrendik. Buraya “wormcasting” yani kuru gübre ve kompost çayı uygulaması yaptık birlikte. Bir ay sonra ikinci bir çay uygulaması yapma şansımız oldu. Ve daha sonra sonucu gözlemleyebilmek adına bir karşılaştırma yapabildik. Konum olarak fazla güneş almayan ve verimi zayıf olan bir noktada olmasına rağmen filizlenme ve yeni yaprak çıkışlarının oldukça verimli olduğunu gözlemledik. Aşağıda ilgili videoları bulabilirsiniz.

Uygulama Videosu: https://youtu.be/T9_jeVdlyBs

Sonuç inceleme videosu: https://youtu.be/tKuQYLTlbfA

Bir güzel haberimiz de en yeni gelişme olarak, İstanbul, Bahçelievler İlçesi’nde bulunan Yayla İlköğretim Okulunda başladığımız eğitim çalışması… 2K ve 3L sınıflarındaki öğrencilerimizle solucan kompostu yapımı ve solucan yetiştiriciliği konusunda söyleşimiz ve sunumumuz oldu. Çevre ve doğayı nasıl daha temiz tutarız ve buna benzer konularla ilgili konuşma şansımız oldu. Öğrenciler çok sevindiler ve artık gübre üreten birer “Solucan Eğiticisi” olmanın mutluluğu yüzlerinden okunuyordu. Öğretmenlerimiz Muhammed Haris ve Servet Şimşek’e desteklerinden ötürü teşekkür ederiz. Böyle çalışmaları diğer sınıflar ile de yapmayı hayal ederek okuldan ayrıldık.

Eğitim çalışmalarının fotoğrafları:

Calışmaya devam, vesselam..

Selametle,

Alpay Can

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*