Bireysel Çaba Yeter Mi?
Ekoköyler, Etik, Toplumsal — Grahame Eddy
Orijinal kaynak: http://permaculture.org.au/2010/11/02/is-personal-effort-enough/
Çeviri: Erkan BUĞDAY
|
Üç yıl önce, permakültür temelli sürdürülebilir bir yaşam kurma hayalini gerçekleştirmek için, ailemle birlikte rahat memuriyetlerimizden ayrılıp Victoria kırsalına taşındık.
Yerleşik bir permakültür bölgesi / köyündense geleneksel bir kırsal çevreye yerleşmeyi seçmemizin nedenlerinden biri, permakültür için ‘yeni cepheler açmak’ idi. “Eğer biz bunu burada yapabilirsek herkes her yerde yapabilir!” diye düşünüyorduk. Belki de bu yanlış bir seçimdi, özellikle de liderlik yapma konusundaki isteksizliğim düşünüldüğünde – yaparak göstermenin ötesinde düşünmek benim için zordur. Bazı açılardan belki de bir niyetli topluluk benim için daha iyi bir seçenek olabilirdi, fakat şimdi bu yoldayım. Sistem, ondan kaçmak için hala para kullanmamızı gerektirdikçe, harekete geçmek gittikçe daha da zorlaşıyor. Yayılmaya yeri olmayan kapalı bir toplulukla tatmin olur muydum olmaz mıydım, onu da bilmiyorum.
Değişikliği etkilemenin en iyi yolunun, dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi olmak olduğuna inanırım. Yıllarca Gandhi’nin bu meşhur sözü üzerine derin derin düşündüm ve daha fazla düşündükçe, ardında yatan gerçekliğin daha detaylı bir şekilde farkına varıyorum. Gandhi’nin bilgeliği benim permakültür pratiklerine yaklaşımımı şekillendirmiştir. Eğer yaparsam ve bütün kalbimle yaparsam o zaman insanları etkileyebilirim ve sonuçta onların başkalarını ve en nihayetinde dünyayı etkilemelerine yol açabilirim. Buna hala inanıyorum ama zaman zaman, ‘serinle dostum!’ diyerek kendisini güneşe fırlatan bir kartopundan başka bir şey değilmişim gibi geliyor. Bu bireysel edilgen yaklaşım yeterli değilmiş gibi geliyor.
Yorum (3)Yayın tarihi: 10 Ocak 2011
Permakültürde Etik
Etik, Genel, Neden Permakültür?, Toplumsal — Maddy Harland
Orijinal kaynak: İlk olarak Permaculture Magazine’nin 60. sayısında yayınlanmıştır.
Çeviri: Emre RONA, Permakültür Platformu
![]() |
Permakültür, öncelikle düşük karbon yayılımına ve yüksek üretkenliğe sahip sistemlerin tasarlanabilmesi için kullanılan bir düşünce aracıdır, fakat etkileri çok daha geniş alanlara nüfuz edebilir! Daha dengeli bir ekolojik yaşam kurmak amacıyla başladığımız yolculuk, daha derinlere inerek dünya görüşümüzü dönüştürebilir, davranışlarımızı kökten değiştirebilir. Permakültürün ilham verici doğası da aslında işte budur; permakültür, doğanın örüntüleri ve bilgeliği ile derin bağlar kurmamızın ve bu anlayışı günlük hayatımızda uygulayabilmemizin bir yoludur.
Permakültür tasarımı disiplini, doğal sistemleri dayanıklı kılan özelliklerin gözlemlenmesine dayanır; basit ama etkili ilkeler oluşturarak, herhangi bir tasarım sırasında bunları doğayı taklit etmek amacıyla kullanır. Bu tasarımlar arasında bahçeler, çiftlikler, binalar, ormanlar, topluluklar, işletmeler, hatta kasabalar ve şehirler bile olabilir. Permakültürün özü, sistemdeki tek tek bileşenler arasında faydalı ilişkiler kurmak ve enerjinin kaçmasını engelleyerek varolan sistemde kalmasını sağlamaktır. Uygulaması ise sadece hayalgücümüzle sınırlıdır.
Yorum (0)Yayın tarihi: 26 Ekim 2010
Permakültür, “Sürdürülebilir Yaşama Giden Yolunuz”
Etik, Genel, Toplumsal — Geoff Lawton
Orijinal kaynak: http://permaculture.org.au/2010/08/12/permaculture-your-way-to-sustainable-living/
İlk olarak Veritas Magazine’de yayınlanmıştır.
Çeviri: Tülay ÇETİN, Permakültür Platformu
Fotoğraf © Craig Mackintosh |
Permakültür, insanoğlunun sürdürülebilir bir şekilde yaşayabilmek adına gereksinimlerini temin edebilmesi ve içinde bulunduğu çevreyi zenginleştirebilmesine yönelik tasarımlar gerçekleştiren bir tasarım bilimidir. Dolayısıyla, permakültür ilkeleri insanlığın ayak izini, en zararlı ayak izi olmaktan çıkarıp yeryüzündeki en faydalı ayak izine dönüştürmektedir. İşte tabiat bu şekilde işliyor.
Permakültür ilkeleri doğanın kendisinden gelir. Bu nedenle doğanın ve ekosistemlerin ilkeleri, permakültür ilkelerinin öğreticileridir. Yaşam içinde süreklilik arz eden bir denge vardır, bütün geleneksel mirasımız ve sembollerimiz bu dengeyi temsil etmektedir.
Yorum (0)Yayın tarihi: 18 Ekim 2010
Bill Mollison İle Söyleşi 1-2
Etik, Neden Permakültür?, Söyleşi, Tasarım, Tasarım, Toplum, Toplumsal — Scott Vlaun

Orijinal kaynak : http://www.seedsofchange.com/cutting_edge/interview.aspx
Çeviri: Mert Demir (mert.c.demir@gmail.com)
Düzelti: Hira Doğrul (hazbazz@yahoo.com.tr)
Bill Mollison 1960 ve 70’lerde kendi başına, daha sonra da David Holmgren ile birlikte permakültür kavramlarını geliştirdi (permanent=kalıcı, agriculture=tarım kelimelerinden türetmiştir). Yeni ufuklar açan “Permakültür 1” 1978’de yazıldı, bunu bir yıl sonra “Permakültür 2” takip etti. 1981’de ilk permakültür çalıştayının öğrencileri dünyada bir şeyleri değiştirmek üzere kolları sıvadı. O zamandan beri, Mollison ve sayısız yardımcısı permakültür ilkelerini dünyaya yaydılar, aynı esnada binlerce sürdürülebilir sistem geliştirerek bir ekolojik tasarım ve yaratım modeli geliştirdiler.
Geçenlerde Avustralya’da “Yüzyılın Ekolojisti” ilan edilen Mollison, permakültürü “doğal ekosistemlerin çeşitliliğine, istikrarına ve esnek dirençliliğine sahip verimli tarımsal ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve bakımı” ve “doğa ile insanın uyumlu bir şekilde bütünleşmesi” olarak tanımlıyor. “Permakültür tasarımı uzun süreli ve düşüncesizce yapılan işgücünden çok, zamana yayılmış ve akılcı gözlemden çıkar” diyor. Özetle, bu tasarım enerji ve su tasarrufunu, sürdürülebilir yerel gıda üretimini ve bölgesel kendine yeterliliği amaçlar. Mollison’un şekillendirdiği biçimiyle permakültür, bize gıda, enerji, barınak ve diğer ihtiyaçlarımızı sağlayan, bu arada da dünyanın kaynaklarını koruyan “sürdürülebilir bir dünyayı gözetme” sistemidir.
25 Haziran 2001’de Bill Mollison ile New Mexico araştırma çiftliğinde bu konuşmayı yapma şansına eriştim.
Yorum (7)Yayın tarihi: 24 Ağustos 2010
Dünyanın Tüm Bahçeleri… Permakültürün Dedesi Bill Mollison[*]
Etik, Neden Permakültür?, Toplumsal, Tüketim Kültürü — Erkan Bugday
Küresel ısınma, iklim değişikliği ve bunun yol açtığı felaketler hakkındaki haberler, hatta programlar radyolardan televizyonlardan eksik olmuyor. Kutuplardaki buzulların on yıl önceki ve bugünkü durumlarını karşılaştıran fotoğraflar, deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle sular altında kalacak olan birtakım ada halklarının ahvali, kaç dakikada bir yeryüzünde bir canlı türünün soyunun tükendiği, her şeyin oluruna bırakılması durumunda ne kadar zamanımızın kaldığına dair tahminler… Geçenlerde bir arkadaşım sabahın erken saatlerinde evinde bilgisayar başındayken dört yaşındaki oğlunun gelip o çalışırken kucağına oturduğunu, bir süre ses çıkarmadan yukarıdakiler benzeri şeylerin anlatıldığı salondaki açık olan radyoyu dinledikten sonra kendisine dönüp uykulu gözler ve ağlamaklı bir ses tonuyla “yaşayamıycak mıyız?” diye sorduğunu anlattı.



Fotoğraf © Craig Mackintosh



