PRI
RSS ile takip edin!   
Ya da adresinizi girerek email listemize üye olun:


Permakültüre Giriş Eğitimimizi Tamamladık

Genel, Haberler, Kurslar / Çalıştaylar, Sunum / TanıtımB.U Tarla Taban Grubu

3-4 Mart 2012 tarihlerinde permakültüre giriş kursumuzu eğitmenimiz Mustafa Fatih Bakır ve yaklaşık 25 kişilik katılımcı grubumuz ile tamamladık, katılım sertifikalarımızı aldık. Normalde permakültür tasarım kursları 72 saat ve genelde 12 günde tamamlanan uygulamalı kurslar. Permakültüre giriş kursu ise 12 saat süren ve permakültürün temel ilkelerinin, felsefesinin tanıltıldığı başlangıç düzeyinde bir kurs.

Öncelikle permakültürün sanıldığının aksine bir organik tarım yöntemi olmadığını, bir tasarım bilimi olduğunu öğrendik. Permakültürcülerin neden bu yöntemi seçtiklerini, motivasyonlarının ve amaçlarının ne olduğunu, permakültürün faydalarını örnekler üzerinden tartıştık.

Devamını oku…

Yorum (0)
Yayın tarihi: 20 Nisan 2012

Gönüllülük Çağrısı – 2012 Bölgesel Permakültür Konferansı ve Buluşması

Buluşmalar, Genel, Haberler, Kurslar / ÇalıştaylarYasin Sancak

Türkiye Permakültür Enstitüsü Temmuz ayında 3 önemli etkinliğe ev sahipliği yapıyor. 30 Haziran-12 Temmuz’da İstanbul’da düzenlenecek ve Bill Mollison ile Geoff Lawton’un vereceği Permakültür Tasarım Sertifikası (PDC) kursunu, 14 Temmuz’da İstanbul’da gerçekleşecek Avrasya Bölgesel Permakültür Konferansı takip ediyor. Son olarak 17-21 Temmuz arasında Akdeniz, Orta Doğu, Kafkaslar ve ülkemizden permakültür uygulayıcıları ile Marmariç’teki uygulama alanımızda Bölgesel Permakültür Buluşması için toplanılıyor.

Devamını oku…

Yorum (17)
Yayın tarihi: 14 Ocak 2012

Cesur Yeni Dünya

Genel, Olaylar, Kaynaklar & HaberlerYasin Sancak

“Sürdürülebilir yaşamla ilgili yaptığı çalışmalardan ve sürdürülebilir yaşam blogundan tanıdığımız Filiz Telek, yeni projesi Cesur Yeni Dünya için heyecan veren bir yolculuğa çıktı.

Cesur Yeni Dünya insanlık tarihindeki en önemli geçiş sürecinin hikayesi. Kendilerini ve toplumlarını dönüştürürken Cesur Yeni Dünya’yı yaratan cesur insanların ilham veren hikayelerini ören bir proje.

İlk ayağı Amerika’nın batı kıyısında gerçekleçen proje, dünyanın ve insanlığın içinde bulunduğu geçiş sürecinde bireylerin ve toplulukların dönüşümü ve yeni dünyanın yaradılış süreciyle ilgili hikayeler paylaşıyor. Permakültürden alternatif ekonomiye, şamanik uygulamalardan Amerika’daki İşgal Et (Occupy) Hareketine, sürdürülebilir yaşama dair pratik bilgilerden spiritüel uygulamalara kadar pek çok farklı konuda hikayeleri görsellerle paylaşan Filiz Telek hepimizi bu öğrenme yolculuğuna eşlik etmeye ve ilham almaya davet ediyor ve diyor ki:

Devamını oku…

Yorum (1)
Yayın tarihi: 18 Kasım 2011

IPC10 – Amman’dan Canlı Yayın

Buluşmalar, Genel, Haberler, Kurslar / Çalıştaylar, Topluluk ProjeleriYasin Sancak

Bill ve Lisa Mollison deniz seviyesinin altındaki Ölü Deniz (Lut Gölü) Vadisi’ne girmek üzere, gördüğünüz gibi Bill gayet hazır… Fotoğraf © Craig Mackintosh

Daha önce de duyurduğumuz gibi bu yıl Ürdün’de yapılan 2011 Uluslararası Permakültür Konferansı (17 Eylül) Avustralya Permakültür Araştırma Enstitüsü tarafından internetten canlı yayınlanıyor.

Yayını takip edebilmeniz için gerekenler:

Devamını oku…

Yorum (1)
Yayın tarihi: 14 Eylül 2011

Ürdün’de Permakültür Uygulaması (Greening the Desert)

Biyolojik Çeşitlilik, Genel, Gıda Ormanı, Hendekler, Küresel Isınma / İklim Değişikliği, Kıtlık, Mantarlar, Ormansızlaşma, Su Hasadı, Tasarım, Toprak Erozyonu & Kirlilik, Tuzlanma, Uyarlama, Yardım Projeleri, Yağmur SuyuCraig Mackintosh PRI Editor

Greening the desert videosu, dünyanın en kötü tarımsal senaryolarından birinde, Ürdün’de çölleşmiş bir arazide Geoff Lawton ve yerlilerin yaptığı permakültür uygulamalarını ve sonuçlarını anlatıyor. Permakültürün çevreyi ve yaşamlarımızı nasıl değiştirebileceğine dair güzel bir örnek görmek için videonun 5 dakikalık bölümünü aşağıda izleyebilirsiniz.

(Altyazı: Yasin Sancak)

Yorum (0)
Yayın tarihi: 06 Ağustos 2011

Doğanın Alfabesiyle Tasarlamak: Permakültür

Genel, Neden Permakültür?, Tasarım, TasarımSelen Akhuy

Bu yazı ilk olarak Arredamento Mimarlık Dergisi’nin Mart 2011 sayısında yayınlanmıştır.

İnsan etkinliğinin önemli, ayırt edici, belirleyici bir kısmı “enformasyonun” kodlanması ve bu kodların okunması ile ilgilidir. Eğitim, başka pek çok niteliğin ve işlevinin yanında, yetişmekte olan bireyin içinde büyüdüğü toplumun yaşantısına katılıp katkıda bulunmasını sağlayacak kod okuma ve oluşturma becerilerinin aktarılması olarak tanımlanabilir. Benzer bir şekilde sanat, tasarım ve mimarlık, başka pek çok niteliğin ve işlevin yanı sıra, aynı zamanda bir kodlama edimi olarak görülebilir. Bu kodlama sürecinde, bilgimizi veya maalesef cehaletimizi kodlarız.

Bilgimizin en önemli kaynağı ise kendimiz ve çevremizle ilgili gözlemlerimizdir. Bu süreçte, “büyük öğretmen” doğadan öğreniriz.

Altın oranın bol bol örneklendiği Vitruvius Adamı

Doğal olguların gözlenmesi ile elde edilen bulgular, bunların altında yatan işleyiş ilkelerini kavramamızı kolaylaştıracak sadelikte formüllere büründürüldüğünde insan aklı rahat eder.Doğal olguları ve formları geometrik şekiller vasıtasıyla temsil etmek, sadece onları nitelik ve nicelik bakımından kavramak isteyen fizikçilerin değil, tasarımcıların, mimarların ve sanatçıların da uğraş alanına girmiştir. Zira etrafımızdaki nesnelerin insan ölçülerine ve/ veya doğada gizli ölçülere/oranlara göre tasarlanmış olmaları, bizi rahat ettiren unsurlardan biridir. Ayrıca, doğanın işleyişi ve evrendeki yerimiz hakkındaki bilgimiz ve sezgilerimiz bu yolla ifade bulmaktadır.

Örnek vermek gerekirse, doğada çok sık rastlanan altın oran (yaklaşık 1,618) kodunu – biz sezsek de sezmesek de – etrafımızdaki birçok tasarım ürününde bulmak mümkündür.

Sayıların, geometrinin, varoluş sırlarını bize fısıldayacakmış gibi göründüğü en çarpıcı örneklerden biri, Vitruvius’un adeta bir bilmece gibi ortaya koyduğu, insan bedeninin tüm parçalarını birbiriyle ilişkilendirmekle kalmayıp insanı bir kare ve daire içine yerleştirmek suretiyle gökyüzü (ilahi) ve yeryüzü (dünyasal) arasına konuşlandıran tarifinden yola çıkan Leonardo da Vinci’nin gerçekleştirdiği çizimdir.
Devamını oku…

Yorum (1)
Yayın tarihi: 11 Nisan 2011

“Ne Kadar Toprağa İhtiyacım Var?”

Genel, ToprakErkan Bugday

Kaynak: Permaculture Two arka kapak yazısı
Çeviri: Erkan BUĞDAY

bahçe

People frequently ask how much land they need for self-sufficiency. The answer is, “as much as you can control”. Any more and you loose self-sufficiency, let alone the ability to produce an excess. If people ask “where do i start?” then the answer is always “at your doorstep”.

Yani;
İnsanlar kendi kendine yeterlilik için ne kadar toprağa ihtiyaçları olduğunu sorarlar sık sık. Cevap “idare edebildiğin kadar” dır. Bundan biraz fazla olursa, ihtiyaç fazlası üretebilmeyi bir kenara bırakın, kendi kendine yeterliliği kaybedersiniz. Eğer insanlar “nereden başlasam?” diye sorarlarsa cevap herzaman “kapının eşiğinden” dir.

Yorum (2)
Yayın tarihi: 21 Şubat 2011

En Büyük Hocadan Permakültür Kursu Tamamlandı

Genel, Haberler, Kurslar / ÇalıştaylarMete Hacaloglu

Bill Mollison, eşi Lisa Mollison ve kursiyerler

21 Kasım – 4 Aralık 2010 tarihleri arasında TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü’nün düzenlediği Permakültür Tasarım Sertifikası (Permaculture Design Certificate) kursu başarı ile tamamlandı. Kurs, permakültür konseptinin yaratıcısı 82 yaşındaki Bill Mollison ile Mollison’ın öğrencilerinden ve halen dünyanın sayılı hocalarından biri sayılan Geoff Lawton tarafından verildi. Mollison’ın da katılımınıyla birlikte ulusal ve uluslararası düzeyde yoğun ilgi gören kursa 35’i yurtdışından toplam 129 kişi katıldı. Almanya, İtalya, İspanya, Fransa, Slovenya, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Ukrayna, Kongo, İsrail, ABD, Kanada, Hollanda, Portekiz, Brezilya, İngiltere ve KKTC’den gelen öğrenciler iki haftalık eğitimlerinin sonunda Avustralya Permakültür Araştırma Enstitüsü’nce hazırlanan sertifikalarını aldı. 30 yılı aşkın süredir uygulanan 72 saatlik klasik sertifika programı derslerinin haricinde düzenlenen toplantı, sunum ve film gösterimleri de bu iki haftalık kurs programını tamamlayan etkinlikler oldu. Kurs boyunca çevirmenliği Mustafa F. Bakır yaptı.

Yorum (1)
Yayın tarihi: 11 Aralık 2010

Kaçınılmaz Dönüşüm ve Permakültür

Genel, Neden Permakültür?, ToplumsalMustafa F. Bakir

Bu yazı ilk olarak Yeşil Atlas‘ta yayınlanmıştır.

“Tüm gerçekler üç evreden geçerler. Önce alay konusu olurlar, sonra şiddetli bir tepkiye maruz kalırlar ve son olarak da kendi kendinin kanıtı olarak herkesce kabul edilirler.”

“Çoğu gerçek sadece kimsenin sorunu ele alacak ve üstüne gidecek cesareti bulamamasından dolayı ortaya çıkmamaktadır.”

Arthur Schopenhauer

“İnsanoğlunun en büyük yetersizliği bileşik faizin gücünü kavrayamamasıdır.”

Dr. Albert Bartlett

 

Nesnel gerçeklerin ve bu gerçeklerin insanın dünya üzerindeki gündelik yaşamı açısından anlamlarının olabildiği kadar kısa ve öz halleriyle ifade edilmeleri çoğumuz üzerinde adeta bir kehanet, ruhani ya da inanç dünyasına dair bir açıklama dinliyormuşuz etkisi yaratır. Bilimsel bir temeli yokmuş gibi gözüken bu tür ifadelere çoğu zaman güler geçeriz, alışkanlıklarımızı veya başka bir deyişle mevcut durumu tehdit ettiklerini düşündüğümüzde de şiddetle karşı çıkarız. Bunların çoğu zaman egemen ve çağdaş dünya görüşümüzün merceğinden gericilik, ilerleme/kalkınma düşmanlığı, muhafazakarlık ya da en hafif tabirle folklör veya atasözü yani bir şekliyle “eskilerin masalları” olarak algılanmalarının sebebini yine aynı egemen, kartezyen dünya görüşünün dışında aramak doğru olmaz.

Devamını oku…

Yorum (3)
Yayın tarihi:

Şişedeki Meyve Sinekleri

Genel, Toplum, ToplumsalErnest Partridge

Orijinal kaynak: http://permaculture.org.au/2010/09/20/fruit-flies-in-a-bottle/
Çeviri: Ayda SEVİN KUYEL, Permakültür Platformu

Gün gelir, insan kaderini avucuna alabilir: Birer uşak gibi yaşıyorsak, sevgili Brutus, kabahat yıldızlarımızda değil, kendimizde. – William Shakespeare, Julius Caesar

I

En altında bir kat bal bulunan bir şişeye birkaç meyve sineği koyarsanız, bunlar hızla çok büyük bir sayıya ulaşacak, sonra da kendi atıklarından zehirlenerek aynı hızla birer birer ölecektir. Benzer şekilde, eğer üzüm suyuna birkaç maya hücresi ekleyip şişeyi sıkıca kapatırsanız, hücreler şekeri tüketip alkole dönüştürecek; alkol, seviyesi % 12,5’a ulaştığında tüm mayayı yok edecek, böylece sofraya konmaya hazır bir şarabınız olacaktır.

Meyve sinekleri ve maya bir şişeye konulduklarında ellerinde olmaksızın intihara yönelik hareketler sergiler. Çünkü herhangi bir şeyi “bilecek” en ufak bilişsel donanıma sahip olmadıklarından, bundan başka çareleri yoktur.

İnsanoğlunun ise farklı olduğu öğretilmiştir bizlere: Edinmiş olduğu bilgi birikiminden faydalanabildiği, elindeki bulguları değerlendirebildiği ve mantığa başvurabildiği; bu beceri ve başarıları sayesinde de alternatif gelecekler hayal edip, bunların arasından kendi yararına olanları seçebildiği söylenmiştir hep.

Devamını oku…

Yorum (3)
Yayın tarihi: 29 Ekim 2010
  • Sayfa 1 / 2
  • 1
  • 2
  • >