Bütüncül Yönetim Büyük Atlantik Balık Yataklarını Yeniden Canlandırabilir mi?

Editörün Notu: Bütüncül yönetim; sadece otobur hayvanların otlatılması ve meralarla sınırlı kalmayan, akla gelebilecek her alanda uygulanabilecek bir yönetim aracıdır.

Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü, Savory Enstitüsü‘nün Anadolu Gözesi Anadolu Meraları işbirliğiyle, Türkiye’nin ilk bütüncül yönetim eğitimini 29 Mayıs – 4 Haziran tarihlerinde Marmariç‘te gerçekleştirecek.

Jim Laurie için her şey bir soruyla başladı: New England’ın eski büyük balık yataklarının ve zengin deniz kültürünün temelini oluşturan büyük Atlantik morina balığını geri getirmek için ne yapılabilir? Son yıllarda getirilen sıkı kotalara rağmen morina balığı stokları hala artmış değil. Woburn, Massachusetts’te yaşayan bir restorasyon ekolojisti olan Laurie, bu soruya bir yanıt bulabilmek için deniz koruma alanları gibi alışılagelmiş çözümlere başvurmadı. Aksine, genellikle çiftlik hayvanları için kullanılan bir uygulamaya yöneldi: sığır, koyun, at gibi otlayan hayvanlardan büyük ölçekli arazi onarımı için bir araç olarak yararlanılan bütüncül yönetim. Bütüncül yönetim; ekosistem temelli yönetimi, karmaşıklığı ele alan bir karar verme çerçevesiyle birleştirir. Laurie araştırmaları sonucunda, Atlantik sularının canlılığı için elzem bir küçük balık türü olarak gördüğü ringa -ve nihayetinde morina- popülasyonunun restorasyonuna ve kritik ekolojik nişini doldurmasına izin vermeye odaklanan bir çalışma başlattı.

Zorluk, ringanın peşinde amansız bir avcı olmasında yatıyor: balığı farklı ticari projeler için kullanan endüstri. Laurie bugünlerde ringaların eski işlevlerini tekrar üstlenebilecekleri yeterli nüfusa ulaşabilmeleri için deniz araştırmacıları, korumacılar ve politika belirleyicilerden bir ağ oluşturmaya çalışıyor.

Laurie’nin planının merkezinde yer alan balık ise aslında pek karizmatik değil. En ateşli taraftarları dahi yağlı, küçük –boyları 30 santimi nadiren aşıyor– ağır kokulu ve çirkin olduğunu kabul ediyor. Sıklıkla ‘yosun deposu’ olarak da adlandırılan ve bir zamanlar yem olarak da kullanılan ringa Atlantik kıyı ekosistemi için benzersiz bir role sahip: okyanusta var olan bitkileri yiyerek su yosunlarının aşırı çoğalmasını önlüyor, bitkisel ve hayvansal planktonları proteine dönüştürüyor ve aynı zamanda morina, ton, kılıç balığı ve çizgili levrek gibi menülerimizi zenginleştiren ancak sayıları hızla azalan balıkların yemekten hoşlandığı bir türü oluşturuyor. Bu dikenli balık Atlantik suları için o kadar önemli bir yere sahip ki tarihçi H. Bruce Franklin’in ‘Denizdeki En Önemli Balık’ kitabında da ön plana çıkıyor. Pew Charitable Trusts adlı vakıfta ABD Okyanusları, Kuzeydoğu bölümünde yönetici olarak çalışan ve yürüttüğü Atlantik Ringa Kampanyası ile ringa yönetimini geliştirmeyi ve balık popülasyonunu artırmayı hedefleyen Joseph Gordon şöyle diyor: “Ringalar Atlantik okyanusunun can damarıdır. Suda yüzen ve üzerinde uçan her şey için önemli bir gıda kaynağı konumundalar.”

Ne yazık ki, onları yiyen diğer balıklar ve kuşlar, ringaların geleceği hakkında söz sahibi değiller. Kararları veren kurum, sorumluluk alanı tüm kıyı boyunca uzanan balık yataklarını kapsayan bir eyaletler arası devlet dairesi olan Atlantik Balık Yatakları Komisyonu (ASMFC) ve vakıf temsilcilerine göre kurumun düzenlemeleri bugüne kadar hep ticari çıkarları gözetmek yönünde oldu. Ringalar omega 3 takviyelerinden, evcil hayvan gıdalarına, kozmetikten, Asya başta olmak üzere endüstriyel balık çiftliklerinde yem olarak kullanılmaya kadar çok sayıda ürün için girdi oluşturuyor. Aynı zamanda yakalanmaları da bir o kadar kolay: Bir gırgır ağı –para kesesi gibi kapanan bir tür dip tarama ağı– tüm bir sürüyü tek başına toplayabiliyor.

Franklin, ringa endüstrisinin Atlantik’te 1700’lerden beri faaliyet gösterdiğine ve ringalardan önceleri gübre, daha sonra ise kandil yağı üretildiğini belirtiyor. Bunun sonucu birçok kazançlı üretim tesisi ortaya çıkmasına rağmen 19. yüzyılın sonlarından itibaren, başta 1879 yılında Maine olmak üzere, birçok eyalette bu endüstriye yasal kısıtlamalar getiriliyor. Günümüzde, Reedville, Virginia’da yerleşik olan Omega Protein firması toplam av miktarının %80’ini gerçekleştiriyor ve endüstriye tek başına hakim durumda.

Balık yatakları ne durumdaydı ve gelecekte ne durumda olabilir?

Bütüncül yönetimde gözünüzde ne umduğunuza dair bir resim canlandırırsınız ve oraya varmak için nelere ihtiyacınız olduğunu bulmaya çalışırsınız. Laurie’nin vizyonu şöyle: farklı boy, tip ve renklerde balık kaynayan Kuzey Atlantik suları ve trolle, fark gözetmeden avlanma dönemi –dünya balık yataklarının dörtte birinin yok olmasına neden olan ve büyük balık popülasyonunu %90 oranında azaltan uygulamalar- başlamadan önceki gibi bir deniz peyzajı. Bir sonraki adım ise sağlıklı durumda iken ekosistemin nasıl işlediğini ve sistemin kendini nasıl yeniden organize ettiğini anlamak. Laurie’nin sistemin bütününe yönelik düşünebilme konusunda aldığı eğitim 20 yıl boyunca kimya endüstrisinde atık su arıtımı için akuatik sistemler yaratma pratiğine dayanıyor. Ekolojik onarım konusundaki akıl hocası, Laurie’nin Vermont’ta birlikte çalıştığı, ekolojik tasarımın tanınmış öncülerinden biri olan John Todd. Laurie, Todd’un ona besin ağını gözeterek nasıl çalışması gerektiğini ve atık diye bir şey olmadığını, atık denen şeyin diğer türler için besin anlamına geldiğini öğrettiğini söylüyor.

Laurie, ringaların suyun içinde otladıklarını –gençken bitkisel plankton, daha sonra da hayvansal plankton yiyorlar- ve böylelikle süzerek beslenenler grubuna girdiklerini belirterek denizlerin ‘çiftlik hayvanları’ olarak görülebileceklerini anlatıyor. Ringaların oynadıkları rol ve davranış biçimleri gerçekten de karada otlayan hayvanlarınkine paralellik gösteriyor. Aynı onlar gibi sürüler halinde hareket ediyorlar ve yüzbinlerce balıktan oluşan büyük sürüler millerce uzunluğa sahip olabiliyor. Ve tabii ki avcılar için çekici bir hedef oluşturuyorlar.

Laurie, ringaların da otlayan otoburlar gibi “hem kendileri, hem de avcıları için çok uygun bir yaşam alanının yaratılmasına yardımcı olduklarını” söylüyor. Bütüncül yönetimin çerçevesini oluşturan ve günümüzde dünya üzerinde 120 milyon dönümden fazla arazide uygulamaya koyan doğal yaşam biyoloğu Allan Savory, çok sayıda otlak ekosisteminin nasıl çöle dönüştüğünü veya yaşamı destekleme kapasitelerini nasıl yitirdiklerini anlatıyor: otlaklar ve otlayan hayvanlar birlikte gelişir, hayvanların araziye ihtiyaç duyduğu gibi, araziler de hayvanlara ihtiyaç duyar. Belli ölçüde hayvan etkisi bitki büyümesini tetikler, tohumları toprak altına iter ve toprağı havalandırır; ancak avcılar, sürüleri sürekli hareket halinde tuttuğundan hiçbir alan aşırı otlamaya maruz kalmaz.

Laurie, aynı şeyin ringalar için de geçerli olduğunu söylüyor. Ringa sürüleri avcıları peşlerinden sürükleyerek ve sudaki küçük parçacıkları süzerek denizin içinde hareket ederler. Franklin yetişkin bir ringanın dakikada 18 litre suyu filtreden geçirdiğini ve tüm Chesapeake körfezinin bu şekilde günde iki kez filtrelendiğini söylüyor.

Laurie, deniz yosununun da aynı çayırlar gibi otlatılması gerektiğini belirtiyor ve “doğu kıyısı için oluşturulacak bir otlatma planından, ringalar ve avcıları yanında, yosun miktarı arttığında bundan zarar gören deniz çayırı ve deniz kaplumbağaları gibi farklı türler de yararlanacaktır” diyor. Denizlere akan besin yönünden zengin gübreler yosun miktarının aşırı ölçüde artmasına neden olurken, ringa popülasyonu son 25 yılda yaklaşık %90 oranında azaldı. Laurie bunun sonucunda oluşan ölü bölgeleri, çöllerin deniz altındaki karşılığı olarak görüyor. Çöl arazilerinin canlandırıcı otlatma ile yeşerdiğine tanık olduğunu belirten Laurie, “Yeryüzündeki çölleri canlandırabiliyorsak, denizlerdeki çöller için de aynısını yapabiliriz. Bunun yolu ise besin ağlarını anlamaktan geçiyor. Morina gibi yediğimiz hiçbir balık deniz yosunlarını yeme kapasitesine sahip değil. Ringalar geri gelmedikçe, morina balıkları da gelmeyecek” diyor.

Çeviri: Murat Akhuy
Kaynak: Lessons For Marine Systems From the Corral

Bütüncül yönetimle ilgili sitemizde yayınlanan Bütüncül Yönetim: Otoburlar ve Umut yazısını mutlaka okuyun.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*